İslamı Seçmek İçin 5 Sebep

İslam Ne Demektir?

İslam kelime anlamı olarak teslim olmak, itaat etmek ve boyun eğmek şeklinde tanımlanmaktadır.

İslam terim anlamı olarak kainatın yaratıcısı Allah tarafından kendisinin belirlediği kutsiyeti sahipi olan peygamberi aracılığıyla insanlığa  bildirilmiş ilahi kurallar bütünü hak din demektir.

İslamı Neden Seçmeliyiz?

İslamı neden seçmeliyiz?, sorusu mevcut dini İslam olmayıp düşünme yetisi olan her kul üzerine farzdır.

İnsan, kainatta yaratılmış canlı varlıkların en kıymetlisi ve en saygın olanıdır. Bu saygınlığın sebebi kainattaki bütün yaratılmışlardan farklı olarak sahip olduğu akıl ve düşünme yetisidir.

Bu yeti insanoğluna dünyadaki vazifelerini gereği gibi ifa etmesi yanında hatta onun da ötesinde Yaratıcısını bulması için bahşedilmiştir.

Söz konusu amaç gösteriyor ki; insan, sahibinin Yaratıcı olduğu kendisinin de sadece bir emanetçisi olduğu akıl nimetini veren Zata borçludur.

Bu borcu da ancak ve ancak O’nu düşünmeyle yani akletme kabiliyetini kullanarak ödeyebilir.

Bütün bu söylediklerimizden ileri gelmiş olarak her insan bu sorunun cevabını arama peşinde olmalıdır.

Biz de bu konuda arayış içinde olan kişilere yardımcı olması kanaatiyle İslamı neden seçmeliyiz? sorusunun cevaplarını derledik.

1. İslamiyet En Son Hak Dindir

Konuyla ilgili Kur’an-ı Kerim’de Ali İmran Suresinin 19. ayetinin açık ifadesi vardır. “Muhakkak ki Allah katında yegane din İslamdır” İslamiyet ayette de bildirildiği üzere en son hak dindir.

Kainat onunla şereflendirildikten sonra İslamdan önce gelmiş bütün hak din ve kutsal kitapların geçerliliği kalmamıştır.

Bütün insanlık alemi Kur’an-ı Kerimin ifadesiyle “kitap ehli” (kendisine kitap ve din gönderilmiş toplumlar) de dahil herkes İslamiyet üzerine yaratılmıştır. Onu öğrenip onun mensubu olmak adına mükelleftirler.

2. İslamiyet Akla ve Mantığa Hitap Eder

İslamiyet akıl ve mantık dinidir. Zaman zaman firavunlaşmaktan geri durmayan insan nefsine acizliğini ve fakirliğini hatırlatır. Böylelikle kudretli bir Yaratıcıdan geldiği hakikatine yönlendirir. İnsan ne kadar aciz olduğunu kendisini ve hayatı sorgulayarak bulabilir.

“Ey cin ve insan topluluğu! Göklerin ve yerin sınırlarından geçip gitmeye gücünüz yetiyorsa, haydi geçin gidin! Halbuki bir kuvvet olmadıkça çıkıp gidemezsiniz!” Rahman Suresi 33. ayet-i kerimesi insanın acizliğini hatırlatır.

İnsan gerek maddiyatı gerekse maneviyatı itibariyle muhtaç bir varlıktır. Hayatını idame ettirebilmek için yemeğe, suya, havaya vs bağımlıdır.

Bu maddi zorunluluklar yanında tatmin olmaya meftun bir ruh yapısına sahiptir. Ruhundaki bu doyum arayışı onu farklı inanç sistemlerine yönlendirebilir.

Hangisinde karar kılacağı kişiden kişiye değişmekle birlikte esas tatmin edici inanç durağı İslamiyettir.

3. İslamiyet Güzel Ahlaka Teşvik Eder

İslamiyet güzel ahlak dinidir. İnsanlık alemini güzel ahlaklı olmaya davet eder.

“Ey Rasulüm! Öyleyse yüzünü hak dine doğrult! Allah’ın insanları onun üzerine yarattığı İslam fıtratına! Allah’ın yaratışında değişme yoktur. İşte doğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.”

Müslümanlığının hakkını vermeye gayret eden bir mümin söyleyince doğru ve güzel olanı söyler, gönül almaya çalışır kalp kırmaktan kaçınır, gıybetten uzak durur, haram ve helal sınırlarına riayet eder, insanı insan yapan aklını kullanamaz hale getiren alkol kullanmaz vb gibi davranışları alışkanlık edinir.

Görüldüğü üzere söylediğimiz bu hasletler bireyin kendi karakterinin kalitesini arttırdığı gibi toplumda da uhuvveti (kardeşlik) perçinler.

İnsanı bütün bunları yapmaya İslamiyet teşvik eder.

Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim En’am Suresi 126. ayette İslamın dosdoğru bir yol olduğu ve ibret alacaklar için ayetlerin iyice açıklandığı bilgisi verilmiştir.

Mümin kişi haram helal, günah sevap kavramlarının bilinciyle İslamiyetin çizdiği sınırlar dahilinde hareket eder. Böylelikle ahlakını da kontrol altına almış olur.

Mümin başkasının özgürlüğünün başladığı yerde kendi özgürlüğünün bittiğinin farkındadır.

Hayatının merkezinde Allah rızası vardır.

Bu yüzden de onun rızasının güzel ahlaklı olmaktan geçtiğini bilir ve hayatını buna göre tanzim eder.

4. İnsanı Tatmin Eden Bir Ahiret İnancı Vardır

İçinde bulunduğumuz hayat sonu olan fani bir hayattır. Ölümün kaçınılmaz olduğu bu düzende ölümsüzlüğe meftun yaratılmış insanlar yaşamaktadır. Bu büyük tezat ölümün olmadığı bir alemin varlığına işaret eder.

Çünkü insan ölümsüz kalma arzusu içinde yaratılmıştır. Ölümsüzlük arzusunu sonradan kazanmaz, doğumundan itibaren getirir. Yani ölümsüz olma isteği yaratılışı kaynaklıdır.

Yaratılış esası insanın aklına Yaratıcı gerçeğini getirir. Ve kendisini ölümsüzlük hasretiyle yaratan Zat ona ölümsüzlüğü tadacağı bir hayat vaad etmelidir. İşte bu hayat İslamiyetin beşinci iman şartı olan “ahirete iman” akidesi ile örtüşür.

İçinde bulunduğumuz dünya adaleti olmayan fakirin, zenginin, kölenin, sultanın, sevginin, nefretin vs içiçe var olduğu bir dünyadır. Bu çoğaltabileceğimiz özelliklerinden dolayı dünya adaletsizdir.

Bir çok insan bu soruda takılır? Neden böyle? Yaratıcı/Allah/Tanrı var ise benim sıkıntı çekmemi istemez. O halde nedir bunun cevabı? diye.

İşte tam da bu yüzden İslamiyet kabul edilesi bir dindir. Çünkü ödül ceza sisteminin işleyeceği bir hesap günü ve ahiret yurdu inancını barındırır.

İslamiyet kendisini mazlum, aldatılmış, haksızlığa uğramış hisseden insanlara sığınacak bir liman vaad eder; o da ahiret yurdudur.

5. Kadere İman Vardır

Kaza ve kadere iman kavramı İslamiyetin iman esaslarının altıncısıdır. İçinde yaşadığımız ölümlü dünya hayatında hayırlı ve şerli işleri karışık olarak yaşarız.

Bazen başımıza gelenler bize mutluluk hissini tattırırken bazen üzüntü ve kederi yaşatır.

Dolayısıyla bu hayatta olaylar ve farklı duygular birbiriyle bütünleşik haldedir. Mesela mümin kişi başına gelen musibetin Allah’tan geldiğini ve bir gün gelip biteceğini bilir.

Bu inanç onun hayatını kolaylaştırır. Çünkü musibeti büyütüp onu içinden çıkılmaz hale getirmez.

Bilir ki; işleri yürüten ezeli ve edebi bir ilim sahibi Zat vardır. Bütün işlerin yaratanı o Zattır. Bu yüzden O’nun takdiri işleri yoluna koyacaktır.

Bütün bu söylediklerimiz kaynaklı İslamiyeti seçmiş kişi dünyadaki bütün olanları yaratıcıdan bilir ve huzura erer. Farklı bir ifadeyle hayatın ağırlıklarını üstlenmez ve “Allah bilir” der geçer.

Sonuç

İslamiyet bahsi geçen eşi bulunmaz özelliklerinden ötürü yaşanası bir hak dindir.

Temel ibadet ve ahlaki düsturlarıyla hem içtimai hayatı hem de bireysel hayatı düzenleyen İslamiyet sadece dil ile yaşanmaz.

Onu bilen onu tanıyan bizzat fiilleriyle de gönlündeki inancını gösterir. Mevcut inancının gereklerini yerine getirir ve bunun sonrasında da iç ve dış bütünlüğü sağlanmış olur.

Böylelikle Allah-u Teala’nın bizlere emrettiği ideal müslüman profili de kazanılmış olur.

Diğer yazılar

Dua Nedir? Duanın Unsurları Nelerdir? Duanın Önemi Nedir? Nasıl Dua Etmeliyim?

Şükür Nedir Ne Demektir? Şükür Nasıl Olur? Nasıl Şükretmeliyim?

Şükürsüzlüğümüze Dair Kuran-ı Kerimden Sitem Ayetleri

Tevekkül Nedir? Tevekkül Duaları Nelerdir?

Namaz Kılmak Nedir? Neden Namaz Kılmalıyım? Namaz Kılmanın Faydaları Nelerdir?

Namaz Nedir? Namaz Nasıl Kılınır?

Hz Muhammed (sav) kimdir?

İslamda Şiddetin Yeri Var mıdır?

İslamın Şartları Nelerdir?

Kelimei Şehadet Nedir? Kelimei Tevhid Nedir?

Dünya Bir İmtihan Meydanıdır Ne Demektir?

İslam Ne Demektir? Neden İslmı Seçmeliyim?

Sünnet Nedir? Hadis Nedir?

İslamda İntiharın Hükmü Nedir?

Bir Cevap Yazın