İslamda Kadının Yeri Nedir?

İnsanlık kadın ve erkek olmak üzere iki cinsiyet olarak yaratılmıştır. İslamda kadının yeri denildiği zaman İslam dini temel ritüelleri itibariyle sadece erkeğe veya kadına hitap etmez. Aynı zamanda sadece erkeğin veya sadece kadının hak ve hukukunu korumaz. İslam dini insanlık alemine gönderilmiş kapsayıcı ve bütünleyici bir dindir.

Bir zümrenin başka bir zümreyi horlaması, aşağılaması, zenginin fakiri yok sayması, insanların sosyal statülerine göre yargılanması ve değerlendirilmesi gibi hastalıklı anlayışların İslam dininde yeri yoktur.

Bütün bunların aksine bırakalım teşvik ve takdir edilmesi bu tür davranışlardan kesin bir dille uzak durulması gerektiği uyarıları hem Kur’an-ı Kerim’de hem de Hz Muhammed (sav) tarafından yapılmıştır.

Dinimizle ilgili bu gerçek hem Kuran’dan ayetlerle hem de Hz Muhammed (sav) in hadislerinin verdiği haberler ışığında doğrulanmaktadır.

Mesela Nisa Suresi 25. ayette “hep aynı köktensiniz” tabiriyle insanların birbirlerine üstünlüklerinin olmadığı bilgisi verilmiştir.

İslamda Kadının Yeri Nedir?

Hak ve hukuk dini olan İslamiyet, İslam’da kadının yeri konusuna oldukça geniş yer vermiş ve önem göstermiştir. İslamiyet kadını hem birey hem de toplum hayatı olmak üzere her yönüyle aydınlatmıştır. İslamın kadın için belirlediği esaslar onun huzur ve mutluluğunu sağlamak amacında olmuştur.

İslam dini kadını bir veya birkaç yönüyle değil kadının kendine has özel hallerinden toplum içindeki yerine kadar bütün yönleriyle aydınlatmıştır.

İslam’da kadının yeri konusunu İslamiyet denildiğinde ilk akla gelen iki temel kaynak olan Kur’an-ı Kerim ve Hz Muhammed (sav) in hadisleri ve sünnetleri kapsamında inceleyeceğiz. Böylelikle hassas ve yanlış anlaşılmaya müsait bir konuda çok daha net bilgilere ulaşacağız. Birtakım sağlam delillere dayandırdığımız konumuzu bütüncül bir yaklaşımla da ele almış olacağız.

Kur’an-ı Kerim’de Kadın

Muhtevasıyla insanlık alemini bilgilendiren kutsal kitabımız İslamda kadının yeri hakkında Kur’an-ı Kerim geniş bir çerçevede bilgiler barındırmaktadır.

Kur’an’da sadece kadına hitap eden, onların ahvaliyle ilgili bilgilendirme yapan onlarca ayet bulunmaktadır. Bu ayetler kadın hakları, kadının giyimi, kadının sosyal hayattaki yeri ve önemi, evlilik, boşanma, kadının dini ve ahlaki görevleri konularında aydınlatıcı bilgiler içermektedir. Bu bilgiler verilirken ve uyarılar yapılırken aynı zamanda da bunlara itaat edenler içinde müjdeler verilmiştir.

Kuran-ı Kerim’den Ahzab Suresi 35. ayette doğru olan, sabreden, sadaka veren, oruç tutan, iffetini koruyan, Allah’ı çok zikreden erkekler ve kadınlar için büyük mükafatın olduğu müjdesi verilmiştir.

Ayetten de görüldüğü üzere dinimiz kadına değer vermiş, bizzat onu muhatap alarak haberlerini ve müjdelerini bildirmiştir.

Kur’an-ı Kerim’den Nur Suresi 31. ayette kadınların giyim şekillerinden de bahsedilmiştir.

Tesettürden ve baş örtüsünden bu ayetle haber verilmiştir.

Gözün harama bakmaması gerektiği, kadının zinetlerini gösterebileceği erkeklerin kimler olduğu, yürürken ayakların yere vurulmaması gerektiği yine bu ayet içerisinde anlatılmış ve bahsedilenlere uyulursa kurtuluşa erileceği haberi verilmiştir.

Ahzab Suresi 59.ayet de dış örtüsü konusundan da bahsedilmiştir.

Tesettürün nasıl olması gerektiği ve ancak anlatıldığı şekilde uygulanırsa kadının incitilmeyeceği yani böylesinin onun için daha hayırlı olduğu haberi bu ayette verilmiştir.

Çoğunlukla tesettürün kadının özgürlüğünü kısıtladığı düşünülürken ayetlerden anlaşıldığı üzere sanılanın aksine aslında tesettür kadına özgürlük sağlamaktadır.

Hadislerde Kadın

İslamda kadının yeri kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim ile anlatılmış olmasının yanında Hz Muhammed (sav) in hadislerinde de görmekteyiz.

O, kadına çok ehemmiyet vermiş onlarla ilgili bilgi, haber ve ayrıntılara hadislerinde ve sünnetlerinde yer vermekten geri durmamıştır.

Burada Hz Muhammed erkekti kadın haliyle ilgili nasıl hadis söyleyebilir veya sünnet uygulayabilir? diye bir soru akla gelebilir.

O, fevkalade ferasetiyle nasıl ümmetinin erkeklerine yol yöntem göstermiş ve onlara söz ve tavırlarıyla rehberlik etmişse ümmetinin kadınlarına da rehberlik etmiştir.

Bu rehberliği kıymetli eşleri Hz Hatice (ra) (bu kısaltma Allah ondan razı olsun anlamındadır), Hz Aişe (ra), kızları Hz Fatıma (ra) vesilesiyle yapmıştır. Onlara söylemiş, onlara göstermiş bu kıymetli annelerimiz de kadınlar için O’nun rehberliğine vesile olmuşlardır.

İşte böyle böyle Hz Muhammed (sav) in ümmetine layık olmaya çalışan kadınlar O’nun bilgi ve rehberliğinden istifade etmişlerdir.

Hz Muhammed (sav) insanlığa karşı o meşhur Veda Hutbesini yaparken de hassaten kadının hakları konusuna dikkat çekmiştir.

O, Veda Hutbesinde  kardeşlik, hak hukuk, ibadet gibi birçok konuya temas etmiştir. O vefatına yakın ashabına yaptığı bu konuşmada İslamda kadının yeri konusuna da değinmeyi ihmal etmemiştir.

Kıymetli Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) Veda Hutbesinde kadını ashabına “Allahın emaneti” olarak isimlendirmişti.

Yani kadına bir kutsiyet atfetmişti. Kadınları hayatlarında istedikleri gibi tasarruf etme özgürlüğüne sahip bir eşya olarak değil Allaha verilmiş söz (nikah akdi) ile kendilerine helal kıldıkları bir emanet olduğu hakikatini hatırlatmıştı.

Kadına kutsiyet kazanmış bir emanet cihetiyle bakınca erkeğin ürpermemesi kadının ise şereflenmemesi mümkün değildir.

Emanet… hayatımızda üzerimize aldığımız bir emaneti ne kadar sahipleniyor, ne kadar onun zarar görmemesi için üzerine titriyoruz kadın erkek öncelikle bunu düşmeliyiz.

Sonrasında da kadının erkeğin üzerine emanet olma gerçeğini değerlendirmeli ve meseleye  bu minvalde yaklaşmak gerektiğinin farkına varmalıyız.

Hal böyle olunca kadına karşı söz ve davranışları bu çizgide belirlemek hassasiyet istemektedir. Hem de ne hassasiyet! Öyle geçiştiriliverecek cinsten de değildir bu hassasiyet! Eee Allahın emaneti neticesinde! Kolay olur mu? Bizce hiç kolay değil!

Tirmizi’den edindiğimiz bilgiye göre Peygamber efendimiz Hz Muhammed (sav) mümin erkeklere hitaben kadınları için yediklerinden onlara da yedirmeleri, giydiklerinden onlara da giydirmeleri, kadınlara şiddet uygulamamaları ve onları kötülememeleri öğütlerinde bulunmuştur.

Hz peygamberin verdiği nasihatler ne kadar da yapıcı öyle değil mi? Hem aile hayatı hem de toplum hayatını etkileyecek nitelikte bir nasihat bu hadis-i şerif.

O, kadını kati surette köle-hür, fakir-zengin yani sosyal statüleri yönleriyle sınıflandırmamıştır.

Bilakis zor durumda olanlara da ihtimam göstermiş, onları dışlamamıştır. Hatta ve hatta durumu kötü olanlar, hayat şartları ağır olanlara yeri gelince öncelik verdiği de kaynaklarda belirtilmiştir.

Hz Muhammed (sav) bu şekilde davranmakla hem kendi nezaketini ortaya koymuş hem de çağdaşlarına ve sonraki nesillere yol göstermiştir.

Sözün Özü Kadın

İslamda kadının yeri sayfalarca hatta kitaplarca anlatılmıştır. Yıllarca, on yıllarca, yüz yıllarca anlatılagelmiştir.

Kadın öncelikle kutsallığı delillendirilmş bir insandır, bir bireydir.

Kadın annedir, neslin devamlılığında bir mürebbiyedir.

Kadın şefkattir.

Kadın sevgidir.

Kadın terbiyenin mümessili ve terbiye edicidir.

Kadın saygındır.

Kadın akıldır.

Kadın fikir çeşitliliğidir.

Kadın ayrıntıları yakalayabilmektir.

Kadın geçmiştir, gelecektir.

Sözün özü kadın kıymettir.

Bir Cevap Yazın