Cahiliye Devri Nedir?

Cahiliye devri / dönemi terimini Hz Muhammed (sav) in hayatını (siyer / siyer-i Nebi) öğrenirken görmekteyiz. Kendisinin doğumundan önceki devre cahiliye / cahiliyet devri / cahiliye dönemi denmektedir. Hz Peygamberimiz bütün insanlığa gönderilmiş bir kurtarıcıdır. O getirdiği din ve onun emir ve yasakları ile insanlık alemini aydınlatmıştır. Yazımızda cahiliye devri olarak Hz Muhammed (sav) in doğum yeri olan Arap yarımadasını şimdiki popüler adıyla Arabistan’ı farklı açılardan ele alacağız.

Cahiliye Devri / Dönemi Nedir?

Cahiliye devri, Hz Muhammed (sav) doğmadan önce Arap yarımadasındaki sosyal, siyasal, ahlaki, dini ve ekonomik hayata verilen addır. İslamdan önce insanlık içinde bilgisizlik, cehalet, zorbalık ve barbarlık had safhada olduğu için bu devre cahiliye devri adı verilmiştir. Böylelikle İslamdan önceki zaman ile İslamdan sonraki zaman ismen de ayrılmıştır.

Şimdi İslam öncesi Arap yarımadasını coğrafi, siyasi, sosyal, dini ve ahlaki gibi farklı yönlerden ele alalım. Böylelikle konumuza daha etraflıca açıklık getirmiş olacağız.

Cahiliye Devri Arap Yarımadası Coğrafi Yapı

Arap yarımadası coğrafi konumu itibariyle batıda Kızıldeniz, güneyde Hint Okyanusu, doğuda Basra ve Umman Körfezleri ile çevrilidir. Kuzey kesiminde Süveyş Kanalı ile Afrika kıtasına bağlanırken güney kesiminde Babül Mendeb Boğazı ile yine bu kıtadan ayrılır. Hz Muhammed (sav) in hayatı bakımından Arap yarımadasının önemli şehirleri Hicaz Bölgesinde yer alan Mekke, Medine ve Taif şehirleridir.

Cahiliye Devri Arap Yarımadası Siyasi Yapı

Cahiliye devri Arap yarımadası siyasi yapısı bakımından tam bir bütünlük görülmemektedir. Yarımadanın tamamını içine alıp tek elden yöneten bir merkezi idare sistemi olmamıştır. Arap yarımadası Kuzey Arabistan, Güney Arabistan ve Hicaz Bölgesi olarak farklı coğrafi sınırlar çerçevesinde farklı devlet yönetimleri himayesinde yönetilmekteydi.

Cahiliye Devri Arap Yarımadası Sosyal Yapı

Arap yarımadasının yerlileri Araplardır. Fakat Arapların yanında İranlılar, Yahudiler, Habeşliler, Rumlar ve Mezopotamyalılar da bulunmaktaydı.

Cahiliye devri Arap yarımadası sosyal yapı kabile hayatı şeklinde ilerliyordu. Kabile nedir, kan ve nesep yoluyla aynı soydan gelen bireylerin oluşturduğu aile bağı odaklı topluluğa kabile denir. Kabile mensubunun en önemli vazifesi bağlı bulunduğu kabilesinin atalarına sahip çıkması ve saygı göstermesiydi.

Arabistanda bedevi ve hadari olmak üzere iki farklı hayat tarzı bulunmaktaydı. Bedevi, çölde çadırlarda yaşayan Araplara denirdi. Bu Arap bedevileri ticaret, tarım, hayvancılık, avcılık, baskın gibi yöntemlerle geçimlerini sağlıyorlardı.

Hadari, şehir, köy ve kasabalarda yerleşik yaşayan Araplara denirdi. Bu kesim kerpiçten ve taştan yapılmış evlerde ikamet ederlerdi. Hadarilerin temel besin maddeleri et, süt ve süt ürünleri ile hurmaydı. Başlıca ulaşım ve ticaret bineği deveydi. Deve kervanları ile ticaret yaparlardı. Bunun yanında tarım ve ziraat de diğer geçim kaynaklarıydı.

Cahiliye Devri Arap Yarımadası Dini Yapı

Cahiliye devri Arap yarımadasında dini yapı olarak çoklu inanç sistemleri vardı. Toplum bu konuda karma bir yapıya sahipti. Belli başlı dinler olarak Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecusilik (ateşe tapma) ve putperestlik yer almaktaydı.

Dini inanç bakımından şirk (Yararıcıya eş ortak koşma), putperestlik oldukça yaygındı. İrili ufaklı bu putların kimisi Kabe’nin içinde kimisi insanların evlerinde bulunmaktaydı. İnsanlar ihtiyaç ve yardım gerektiğinde inandıkları bu putlardan karşılık beklerlerdi. Öyle ki bu inancı benimsemiş insanlar kendi yaptıkları helvadan putları sonradan yiyebiliyorlardı.

Bütün bunların yanında cahiliye devri Arabistanında putperestliği reddeden, yanlış adet ve inanç sistemlerini onaylamayan Allah inancı temelli Haniflik dini de bulunmaktaydı. Hz İbrahimden gelen Hanifliği birtakım insanlar yaşatmaya çalışıyorlardı.

Cahiliye Devri Arap Yarımadası Ahlaki Yapı

Cahiliye döneminde Arap yarımadasında ahlaki yapı oldukça bozuktu. Bütün Arabistanın olumsuz davranışlar sergilediğini söyleyemeyiz tabii ki ama bu tip davranışların toplum genelinde yaygın olduğunu söylemek mümkündür. Cahiliye devrinde mevcut ahlaki yapıyı maddeler halinde ifade edelim.

1. İçki, kumar, fuhuş, hırsızlık, gasp, kan dökme, faiz kullanma gibi kötü alışkanlıklar bulunmaktaydı.

2. Adaletsizlik, haksızlık, yetim hakkı yeme ve birbirinin hakkını çiğnemek vardı.

3. İntikam hissi ve kan davası güdülürdü.

4. Kadınlar birey olarak görülmüyor, ticaret kervanlarında kadınlara eşya muamelesi yapılıyordu.

5. Çocuklar öldürülüyor, kız çocukları toprağa gömülüyordu.

Kuranı Kerimde Cahiliye Devri

Kutsal kitabımız açıklık getirdiği birçok konudan biri de cahiliye devri meselesidir. Allah Kuranda yer yer ayetlerde bu konuya değinerek insanlara hem hatırlatmalar yapmış hem de uyarılarda bulunmuştur.

“Hac ibadetinizi bitirdiğinizde artık cahiliye döneminde atalarınızı andığınız gibi hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allahı anın”

Bakara suresi 200. ayette Allah insanlık alemini cahiliye devrinde ibadet ettiklerinden daha fazlası ile kendisini anma ve hatırlamaya davet etmektedir.

“Evlerinizde oturun, önceki cahiliye devri kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekatı verin, Allaha ve Rasulüne itaat edin.”

Ahzap suresi 33. ayette kadınlar cahiliye devri kadınları gibi olmayıp iffetli olmak, namaz kılmak ve zekat vermek ibadetleriyle emrolunmuşlardır.

“Hani inkar edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise peygamberine ve inananlara huzur ve güveni indirmiş ve onların takva sözünü tutmalarını sağlamıştı.”

Fetih suresi 26. ayeti kerimesinde ise yine Rabbimiz cahiliye devri inançlarına bağlılığına gönderme ile bizleri uyarmaktadır.

Cahiliye Devri Sonuç

Yukarıda anlattığımız başlıklarımız ışığında öyle görülüyor ki İslamiyetten önce insanların yaşayış ve hayat anlayışları her yönden tam anlamıyla yanlış ve sapkındı. İnsanlığın bu hali bir hak dini zorunlu kılmıştı.

Dinsizliğin deyimimizin ifadesiyle at başı gittiği bu karanlık dönem kıymetli Peygamberimiz Hz Muhammed (sav) in dünyaya teşrifleriyle son bulmuştur.

Onun doğumu hem bireysel hem de toplumsal açıdan yeni nurlara yeni huzurlara kapılar aralamıştır.

O, böylesi zor ve olumsuz koşulların yoğun olduğu bir devrin kurtarıcısı Hz Muhammed (sav) dir.

Not: Hz Muhammed (sav) isminin sonuna parantez içinde yazmaya özen gösterdiğimiz (sav) “sallallahu aleyhi vessellem” demektir.

Bu ifade Onun üzerine selam olsun anlamına gelir. Onun isminin geçtiği zamanlarda isimle birlikte kullanılmalıdır.

Hz Muhammed (sav) sıradan biri değildir. O kainatların kendisi hürmetine yaratıldığı tek Zattır.

İsmin sonuna (sav) eklemek

hem saygıdır

hem sevgidir

hem de yakışandır.

Bir Cevap Yazın